22 Eylül 2019 Pazar

Alzheimer, hafızanın yavaş yavaş kaybolduğu bir hastalıktır.


ALZHEİMER, HAFIZANIN YAVAŞ YAVAŞ KAYBOLDUĞU BİR HASTALIKTIR.


Sevgili okurlar; bazen hiç ummadığmız bir anda, ummadığımız mucizelerle karşılaşabiliriz. Çok basit bir tedavi, çok önemli bir hastalığın iyileşmesine sebep olabilir.
İşte bizim de elimize geçen bir bilgiyi sizinle paşlaşmak istedik. Yaşanmış bir olayı anlatarak, basit bir olayla son yüzyılın baş belası olan unutkanlık ve Alzheimer hastalığı ile ilgili bir anıyı siz okuyucuların bilgisine sunuyoruz.

“Alzheimer, hafızanın yavaş yavaş kaybolduğu bir hastalıktır.
Bir zamanlar, erkek ya da kadın anılarını tamamen kaybetti.
Lütfen dikkatlice okuyunuz.  
Kendiniz ya da ailenizdeki biri bu hastalığa yakalanıyor olabilir.
İnsan fiziği her gün bir yaş daha yaşlanır. 50 yaşından sonra pek çok hastalık ortaya çıkabilir
Son yüz yılın en çok endişelendirdiği hastalık ise ALZHEİMER hastalığıdır.
Sadece kendime bakamayacağım, aile üyelerine de pek çok inconininens olacaktı.
Bir gün oğlum eve geldi ve bana ir doktor arkadaşının ona dilini kullanarak bir egzersiz öğrettiğini söyledi.
Dil alıştırması ALZHEİMER’in başlangıcını azaltmak için etkilidir ve ayrıca azaltmak/iyileştirmek için de faydalıdır.
1-    Vücut ağırlığı,
2-    Hipertansiyon
3-    Beyindeki Kan Pıhtısı
4-    Astım,
5-    Uzak görüşlülük,
6-    Kulak sesi,
7-    Boğaz enfeksiyonu,
8-    Omuz/Boyun enfeksiyonu,
9-    Uykusuzluk
Bunlara yararlı olabilecek çok basit hareket ve öğrenmesi de kolay bir ekzersiz.
Her sabah yatağınızdan kalkarken de aniden kalkmayın. İlk önce yatağınıza oturun, birkaç dakika sonra kalkın ve yüzünüzü yıkamaya gittiğinizde, aynanın karşısında, aşağıdaki gibi egzersiz yapın:

 
A-Ağzınızdan dilinizi dışarı doğru uzatın ve 10 kez sağa, sonra sola doğru hareket ettirin.

Dilimi  her gün bu şekilde kullanmaya başladığımdan beri, beynimde kalıcılığım düzeldi.
Unutkanlığım yavaş yavaş azaldı.
Aklım açık ve tazeydi ve başka gelişmeler de oldu.
1.     Uzak görüşlülük az.
2.     Hiçbir doğruluk yok.
3.     İyileştirilmiş sağlık.
4.     Daha iyi sindirim.
5.     Daha az grip/soğuk
Ben daha güçlü ve daha çevikim. “
Dil alıştırması Alzheimer’in kontrolüne ve önlenmesine yardımcı olurmuş.
Tıbbi araştırmalar dilin BIG Beyin ile bağlantısı olduğunu bulmuş.
Vücudumuz yaşlanıp zayıfladığında ortaya çıkan ilk işaret dilimizin sertleşmesi ve sık sık kendimizi ısırmaya meyilli olduğumuzdur.
Dil ile sık sık yapılan egzersiz hareketi beyni uyaracak, düşüncelerimizin küçülmesini engellemeye yardımcı olacak ve böylece daha sağlıklı bir vücuda ulaşacakmışız.
Cit-Senior Citizens.  Diyor ki: “Bu hareketi mutlaka yapın ve etrafınızdaki kişilere de iletin. Ben kendimi iyileştirdim, umarım başkaları da iyileşebilir. “
Denemekte yarar var. Çünkü ilaç almıyoruz. Herhangi bir yan etkisi yok.
Kendi dilimiz, kendi isteğimizle yapacağımız bir egzersiz.
Neden denemeyelim. Neden denemeyelim.
Mutlaka bir faydası olabilir.
Sağlıklı günler sizlerin olsun.


Alzheimer Hastalığı Nedir?
Alzheimer Hastalığı
Alzheimer hastalığı (Alzaymır okunur) ileri yaşın bir hastalığı olup, beynin bazı bölümlerinin zaman içinde giderek hasarlanması sonucu, başta bellek olmak üzere tüm entelektüel faaliyetler, günlük işlevler ve davranışlarda bozulma ile kendini gösteren bir hastalıktır.
Alzheimer hastalığı yaşlılık dönemine ait bir hastalıktır ve hastalığa sahip kişilerin sayısı da gün geçtikçe artmaktadır. Bunun nedeni dünya nüfusunun giderek yaşlanmasıdır.
Yaşlı nüfusun artışının en önemli nedeni, genç nüfusun giderek azalması ve ölümlere sıklıkla yol açan kardiyovasküler hastalıklar, kanser gibi hastalıklara karşı geliştirilen korunma yöntemlerinin de yaşam süresini uzatmada başarılı olmasıdır.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında, 1950’li yıllarda Amerika ve Avrupa’da doğurganlık hızında bir artış gözlenmiş olup, buna “bebek patlaması” (baby boom) adı verilmiştir. Öncekilerden çok daha kalabalık olan bu kuşak, büyüyüp yetişkin olunca daha az sayıda çocuk yapmış, nüfus 2000’lerden itibaren daha önce hiç görülmemiş ölçüde yaşlanmaya başlamıştır.
Şu anda, dünya genelinde 40 milyona yakın Alzheimer hastası olduğunu bilinirken, 2050 yılında bu sayının 115 milyona ulaşacağı tahmin edilmektedir. Türkiye'de ise halen 600 bin ile 1 milyon arası hasta bulunduğuna ait bir tahmin yürütülürken, 2050 yılında Türkiye’nin dünyada en fazla Alzheimer hastasına sahip 4. ülke olacağı düşünülmektedir.
Hastalığa ilişkin farkındalık çalışmaları sayesinde erken tanı konulması, böylelikle hastalığın erken evrede kontrol altına alınması önem taşımaktadır. Bu durum Alzheimer hastaları kadar hasta yakınlarının da yaşam kalitesini arttırırken, hastalığa ait tedavi masraflarını da azaltmaktadır.

Alzheimer Hastalığının Tarihçesi

Hastalığı ilk tanımlayan, Alois Alzheimer isimli Alman nöropsikiyatristidir. 1902 yılında, 51 yaşındaki Auguste Deter isimli hasta, eşi tarafından ilerleyici unutkanlık ve davranış bozukluğu nedeniyle Dr. Alzheimer’a getirilir. Hastayı muayene eden ve takip eden Dr. Alzheimer, 1906 yılında hastanın ölümünü takiben otopsi yapar.
Aldığı beyin örneklerinde hastanın korteksinde incelme, hücreler içinde ve çevresinde farklı birikimlere rastlar. Plak ve lif tanımlarını yapan Alzheimer’ın bu buluşu daha sonraki yıllarda tıp kongrelerinde sunulur ve Alzheimer hastalığı olarak bilinir.

Alzheimer Hastalığının Belirtileri

Alzheimer hastalığının belirtileri şu şekildedir:

Bellek Kaybı
Hastalığın en önemli ve ilk bulgusu unutkanlıktır. Alzheimer hastası yakın geçmişteki bilgi, kişi ve olayları unutur. Hastalık ilerledikçe kişi daha sık unutmaya başlar ve bu bilgileri hatırlayamaz.
Unutkanlık, hastalığın ilk dönemlerinde basit unutkanlıklar olarak başlar.
·         Anahtarını kaybetme
·         İsimleri unutma
·         Randevuları ihmal etme
·         Paranın üstünü almayı unutma
·         Yemeğin altını açık unutma
·         İlerleyen dönemlerde unutkanlığın derecesi giderek artar.
·         Evin yolunu, odaların nerede olduğunu karıştırma
·         Oğlunu babası, kızını annesi zannetme
·         Yemeklere tuz yerine şeker koyma
·         Parasını saklama ve bir daha bulamama
·         Günlük yaşam aktivitelerini yerine getirmede güçlük çekme
Hastalığın diğer önemli bir özelliği günlük yaşam aktivitelerinin bozulmasıdır. Hastaların çoğu günlük işlerini planlayamaz ve tamamlamakta güçlük çeker. Yemek pişirmek, giysi seçmek ya da telefonla konuşmak gibi basamaklı işleri yapmakta zorluk yaşamaya başlarlar.
Hasta geçmişte iyi yaptığı becerilerini kaybeder. Örgü öremez, çivi çakamaz, yemek yapamaz, enstrüman çalamaz, tuvalete gidemez, banyo yapamaz, yemek yiyemez. İdrar ve gaitasını altına veya evin değişik yerlerine yapar.

Psikiyatrik Bozukluklar ve Davranış Bozuklukları

Davranış ve psikiyatrik bulgular hastalığın ilk zamanlardan beri olsa da ileri dönemleri en çok sıkıntıya sokan durumudur.
Alzheimer hastalarının ruh halleri, nedensiz şekilde ani değişimler gösterebilir; çabuk ağlayabilir ya da içine kapanabilir, aniden ve ölçüsüz sinirlenebilirler. Uyumayan, sürekli hareketli, amaçsız gezinen, halüsinasyon gören, aynalarla konuşan, hiç durmadan yemek yiyen ya da hiçbir şekilde yemeyen, şüphecilik yapan, eşyalarını saklayan, bağıran kişiler haline gelirler.
Davranış bozuklukları hastaları onlara bakım verenlere en çok bağımlı kılan nedenler olarak sayılabilir.

Diğer Bulgular

Konuşma güçlükleri: Hastalar konuşurken kelimeleri bulmakta zorluk çekebilir ya da takılabilir. Kelimeler yerine tanımları kullanabilir. Bazen hastanın söylediklerini ya da yazdıkları anlamak güçleşebilir. Örneğin, tarak yerine, saçımı taramak için kullanırım diyebilir. Kalem yerine, kağıda onunla çizerim diyebilir. Yeni kelimeler üretebilir, masa yerine “sama” diyebilir.
Zaman ve mekan karıştırma: Alzheimer hastaları günleri, ayları ve kimi zaman mevsimi karıştırabilir.
Evinin çevresi gibi bildiği yerlerde kaybolabilir, nerede olduğunu unutabilir veya neden orda olduğunu hatırlayamayabilir. Alışveriş yaptığı dükkanları, her zaman gittiği camiyi, yıllardır çalıştığı işyerini, evinin odalarını, günü, saatleri, ayları karıştırmak en sık rastlanan bulgulardandır.
Görüntüleri algılama da karıştırmalar, yazıları okumada ve şekil algısında bozukluklar ortaya çıkar. Görüntüler daha önceden yaşanmış başka mekanlar ile karıştırılabilir. İnsanların yüzleri karıştırılabilir. Trafikte sorun yaşanabilir.
Değerlendirme ve karar vermede güçlük çekme: Yiyeceklerini, giyeceklerini seçme ve karar vermede zorluk yaşar. Kat kat giyinir ya da farklı renk çoraplar giyer.
Soyut düşünme becerisinde güçlük çekme: Atasözlerinin yorumlarını ve anlamlarını karıştırır. Örneğin, damlaya damlaya göl olur ne demek diye sorulduğunda, su çeşmeden akar akar ve bir kaba dolar diye cevap verir.
Eşyaları yanlış yerlere koyma; Alzheimer hastaları sıklıkla eşyalarını yanlış, alışılmadık yerlere koyabilirler. Örneğin, ayakkabıyı buzdolabına koyabilir, yumurtaları yatak altında saklayabilir.

DSM-V’e göre Alzheimer Tanısı

DSM-V (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders= Zihinsel Hastalıkların Tanı ve İstatistikleri El Kitabı) zihinsel hastalıkların tanı kriterlerinin güncelleştirildiği bir bilimsel alandır. Bilimsel ve en son kabul edilen veriler ışığında, DSM-V'e göre Alzheimer demansı tanısı konulabilmesi için şu şartlar olmalıdır.
1.   Karışık dikkat işlevlerinde bozulma
2.   Yürütücü fonksiyonlarda bozulması
3.   Öğrenme ve bellekte bozulma
4.   Lisan bozulması
5.   Algı bozukluğu
6.   Sosyal kognisyonda bozulma 

Dünya Alzheimer Derneği’ne Göre Alzheimer Tanısı

Dünya Alzheimer Derneği, kişilerin kendileri ya da yakınlarının Alzheimer hastalığına yakalanıp yakalanmadığını anlaması için bilinmesi gereken 10 belirtiyi yayınlamıştır. Bu belirtilerden bir veya birden fazlasına sahip olmak bu konu ile ilgili bir merkez ya da hekime başvurmak için gereklidir.
1.   Gündelik hayatı etkileyecek tarzda unutkanlık
2.   Planlama ve hesaplama da zorlanmak
3.   Daha önce sorunsuz yapılan görevleri yapamamak
4.   Zaman ve yerleri karıştırmak
5.   Görüntüleri algılama zorlanmak
6.   Konuşma ve anlamada zayıflamak
7.   Eşyaları kaybetmek ve bunlarla ilgili başkalarını suçlamak
8.   Yargılama ve karar vermede güçlük çekmek
9.   Sosyal aktivitelerden çekilmek
10.               Kişilik ve davranış değişiklikleri göstermek

Alzheimer Hastalığının Evreleri

2011 yılında yapılan çalışmalar ile hastalık evreleri şu şekilde tanımlanmaktadır.
1.   Evre 1: Dışarıdan normal (Klinik öncesi)
2.   Evre 2: Çok hafif bozukluk
3.   Evre 3: Hafif bozukluk
4.   Evre 4: Orta dereceli bozukluk
5.   Evre 5: Orta ciddi bozukluk
6.   Evre 6: Ciddi bozukluk
7.   Evre 7: Çok ciddi bozukluk
Evre 1, hastalığın hasta ve hekim tarafından bilinmesinden çok öncedir. Evre 2 ve 3 birleştirilerek hafif kognitif bozukluk olarak da tanımlanabilir.
Klinik öncesi dönem: Hastalığa ait hiç bir bulgunun olmadığı, bununla beraber beyin hasarlanmasının başladığı dönem klinik öncesi dönem olarak adlandırılır, bu dönemde hastalığı tanımak, muayene ile mümkün değildir. Bununla beraber biyobelirteçlerin ölçülmesi hastalığın var olup olmadığını kesin olarak gösterebilir.
Hafif kognitif bozukluk (HKB): İlk kez Peterson isimli araştırmacı tarafından tanımlanan bu dönem, hastanın kendi ya da yakını tarafından fark edilen unutkanlık yakınması olması, bellek ya da bellek dışı alanlardan birinde kayıp olması (beceri, lisan gibi), bununla beraber kişinin günlük hayatına sorunsuz devam etmesi olarak tanımlanır. Bu kişilerin daha sonraki yıllarda belirgin demans geliştirme riski %15’dir. Bazı araştırmacılar bu dönemi çok hafif kognitif bozukluk ve hafif kognitif bozukluk olarak ikiye de ayırabilmektedirler.
Alzheimer hastalığı, hastalık belirti ve bulgularının net olarak fark edildiği döneme verilen isimdir.
Erken-orta dönem: Hafif unutkanlık, kelimeleri hatırlayamama ve yeni şeyler öğrenememe, yorgunluk, sosyal hayattan çekilme, depresyon gibi belirtiler ile başlar.
Ciddi orta dönem: Hastanın günlük yaşam aktiviteleri gözle görülür şekilde bozulur. Yemek yapamaz, çatal kaşık kullanamaz, elbiselerini çıkarıp giyemez, tuvalet ve kişisel temizliğini yapamaz ve aksatır, evin ve evin içindeki odaların yolunu bulamaz.
Huzursuzluk ve öfke, kaybolmalar, motor yetilerde bozulma, sosyal ilişkilerin bozulması ve paranoya bu evrede sıklıkla görülür.
İleri ve ciddi ileri dönem: Bu evrede hastanın yaşamı için tam bağımlı hale gelmesi ile karakterizedir. Her hastanın bir hasta bakım vereni vardır.
Fiziksel problemler sıklıkla yaşanır. Mesane ve bağırsak kontrolünde, konuşma ya da basit emirlere uymada bozulma, hayal görme, duygusal bozukluk, farkındalık halinin kaybı ve sürekli dolanıp durmalara rastlanılabilir. Bu süreç; hastadan çok, bakımını üstlenen kişilerin problem yaşadığı evre olarak bilinir. Bu evrenin devam ettiği çok ciddi evrede hasta yatağa bağımlıdır.
Hastalıkta kullanılan ilaçlar bu dönemde de devam ettirilmelidir.
Alzheimer’ın kesin tedavisi olmasa da hem süreci yavaşlatmak hem de kimi belirtilerin şiddetini azaltmak mümkündür. Bunun için de erken ve doğru tanı büyük önem taşır.

Nedenleri 

Alzheimer hastalığının en önemli sebebi yaş faktörüdür. Genellikle 65 yaş üstü insanların en sık karşılaştığı hastalıklardan bir tanesidir. Alzheimer hastalığının bir diğer sebep ise cinsiyet faktörü olup kadınlarda daha sık rastlanmaktadır.
Bunun sebebi ise kadınların ortalama yaşam sürelerinin daha uzun olmasından ileri gelir. Düşük eğitim düzeyi, stres, depresyon, kafa travması diğer metabolik hastalıklar ve genetik faktörler Alzheimer hastalığı nedenleri arasında sayılabilir.

Alzheimer Nasıl Anlaşılır?

Alzheimer hastalığının ilk bulgusu unutkanlık şikayetidir. Doktorla hasta görüşmesi sonrasında yapılacak nöropskiyatrik testler hastalığın varlığı, yokluğu hangi tip demans olduğu Alzheimer ise hangi evrede olduğu hakkında bilgiler verir. Tüm bu bulgular hastalıkla ilgili kanıtlar ortaya koysa da görüntüleme yöntemleri ile Alzheimer tanısı daha net bir şekilde konulabilir.

Alzheimer Beyine Nasıl Etki Eder?

Demans hastalıklarının en önemli nedeni beyin hücrelerinin ve dokularının hasarlanmasıdır. Bu hasar hücreler arası haberleşmeyi imkansız kılar ve normal beyin işlevlerinin yeterince sağlıklı yapılamamasına neden olur.
Nöron adı verilen ve sayıları 100 milyarın üzerinde olan beyin hücreleri beyin dokularını oluşturur. Bu hücreler içten ve dıştan pek çok nedenden kötü etkilenebilir.
Beyin dokusu, her bir tarafı farklı fonksiyonlara sahip farklı alanlardan oluşur. Bu farklı alanlar bize düşünme, konuşma, beceri, planlama, öğrenme ve sosyal alanlara uygun davranma şansını verir.
Bu özel alanlara ait hücre ve dokuların hasar görmesi, özgün fonksiyonların da zaman içinde bozulmasına sebep olur. Demans hastalıklarının her biri, farklı beyin alanlarının etkilenmesinden sorumludur.
Örneğin, Alzheimer hastalığı, hipokampus adı verilen ve bellek sepeti olarak da bilinen alanı en sıklıkla etkileyen, o bölgedeki beyin hücreleri (nöron) içinde kötü birikim alanları (nörofibriller yumaklar) ve hücreler arası kötü protein birikimleri (amiloyid plaklar) ile karakterize bir durum yaratır.
Hücre içi ve hücreler arası bu kötü birikimler hücrelerin ve hücreler arası iletişimin bozulmasına ve dokuların küçülmesine (atrofi) yol açar ve hastalık belirtileri ortaya çıkar.
Hipokampus bölgesinin atrofisi Alzheimer hastalığının ilk ve en önemli belirtisi olan unutkanlık sürecini başlatır.

Alzheimer’dan Korunmak İçin Neler Yapılmalı?

Alzheimer'ın gelişmesine zemin hazırlayan risk faktörlerinin en önemlisi genetik yatkınlık. Ailede Alzheimer öyküsü ve hastalığın 40-60 yaş arasında başlaması genetik yatkınlığı düşündürüyor.
Yaş ilerledikçe hastalığın sıklığı artıyor. Örneğin, hastalığın 65 yaşın üzerinde her 10 yılda bir görülme oranı ikiye katlanıyor.
Hastalığın oluşma riskini artıran diğer faktörler ise; kafa travmaları, uzun süreli depresyon varlığı, kronik alkol kullanımı, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ve şeker hastalığı.

Alzheimer'dan Korunmak Mümkün mü ve Neler Yapılabilir?

Alzheimer’ın nedenleri kesin olarak bilinmediği gibi nasıl önleneceği ile ilgili kesin bilgi yok. Ancak bazı hayat tarzı düzenlemeleri hastalığın oluşma oranını azaltabiliyor.

Alzheimer'dan korunmak için;

·         Zihinsel ve fiziksel olarak aktif kalın, düzenli egzersiz yapın,
·         Tansiyonunuzu ve şekerinizi normal düzeyde tutun,
·         Sebze ve meyve tüketiminizi artırın. Akdeniz diyetini tercih edin,
·         Emniyet kemeri ve kask kullanarak kaza sonucu oluşabilecek kafa yaralanmalarına karşı korunun,
·         Alkol kullanıyorsanız bırakmayı ya da sınırlandırmayı deneyin, sigarayı bırakın.

En Sık Kimlerde Görülür?

Alzheimer hastalığının bir kişide görülmesini kolaylaştıran bazı durumlar vardır ki, bunlara risk nedenleri adı verilir. Alzheimer hastalığı için bilinen risk nedenleri şunlardır:
·         Yaş: Alzheimer hastalığı, sıklıkla 65 yaş üstündeki kişilerde ortaya çıkar. Hastalık 65 yaş üstü nüfusun % 5’inde görülürken, her 5 yılda bir hastalık görülme sıklığı 2 kat artar ve 80-85 yaşın üzerindeki her iki kişiden birinde hastalık görülebilir. Bununla beraber son yıllarda yapılan araştırmalar hastalığın fark edilmeden 20-30 yıl geride başladığını ve eğer araştırılırsa tanının 40 ve 50’li yaşlarda da konulabileceğini göstermektedir.
·         Cinsiyet: Kadınların ortalama yaşam süresi erkeklerden daha uzundur. Ortalama yaşam süresi dikkate alındığında, hastalığın kadınlarda daha sık görülmesi beklenen bir sonuçtur.
·         Depresyon
·         Geçirilen Hastalıklar: Kardiyovasküler hastalıklar, hiperlipidemi, diyabet, tiroid hastalıkları Alzheimer hastalığı için birer risk faktörü olarak sayılabilir.
·         Geçirilen Kafa Trawmaları
·         Eğitim: Düşük eğitim düzeyine sahip kişilerin hastalığa yakalanmaya eğilimi fazladır. Eğitim düzeyi yükseldikçe hastalığın görülme sıklığı azalır.
·         Kalıtım ve Genetik: Alzheimer hastalığının %25’i genetik ve ailevi bir özellik taşır. Hastalığa ait olduğu düşünülen pek çok gen ortaya konmuştur. Bu genler hastalıktaki beyin ve beyin hücresinin hasarlanmasına neden olan nörofibriller yumak ve amiloyid plakların oluşumunu da sağlar. Kromozom 19 tarafından hatalı kodlanma ile miktarı artan APOE4 epsilon 4 varlığı hastalığın varlığına ait ihtimali göstermek açısından değerli bir laboratuvar ölçümüdür.
·         Biyobelirteçler: Bugün Alzheimer tanısının hastalık çıkmadan 20-30 yıl öncesinde de saptanabileceğine ait bazı laboratuvar bulguları beyinde patolojik olarak biriken proteinlerin varlığını desteklemektedir. Abeta 42 ve tau proteinleri beyin omurilik sıvısından elde edilebilir. Bunlara biyobelirteç adı verilir.

24.06.2019 14:21 - ulusalhaber1945: ulusalhaber-ulusalajans.blogspot.com


MEDİREVO DOĞRUDAN SATIŞ A.Ş.nin BOR Madeni baz alınarak ürettiği ürünleri alış veriş yapmanız için aşağıdaki linki tıklayın.

6 Ağustos 2019 Salı

Bunları biliyormuydunuz?

HABERİ DERLEYEN
RUKİYE DEMİR
BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?

EN ÖNEMLİ SAĞLIK BİLGİLERİNİ SİZLER İÇİN DERLEDİK.



SU İNSANLAR İÇİN EN ÖNEMLİ İHTİYAÇTIR. BİRÇOK HASTALIKLARIN SEBEBİ VÜCUDUN SUSUZ KALMASINDAN KAYNAKLANIR. ALKALİ SU İÇMEK GEREK.






 





























MEDİREVO DOĞRUDAN SATIŞ A.Ş.nin BOR Madeni baz alınarak ürettiği ürünleri alış veriş yapmanız için aşağıdaki linki tıklayın.

7 Mart 2019 Perşembe

8 Mart Dünya Kadınlar Günü!.. Türkiye'de İşkence, Saldırı ve Zulme Maruz, Çile Çeken, Feryat Eden, "İMDAT" Çığlıkları Atan, Masum ve Müsemma; Alçak, Kâfir ve Zalimlerin Eline Düşmüş Sahipsiz/Devletsiz Küçücük, Minnacık Kelebekler ve Melekler Misali KIZ ÇOCUKLARI!..

8 Mart Dünya Kadınlar Günü!.. 
Ve Türkiye Cumhuriyeti İklimi... 
Türkiye'de İşkence, Saldırı ve Zulme Maruz, Çile Çeken, Feryat Eden, "İMDAT" Çığlıkları Atan, Masum ve Müsemma; Alçak, Kâfir ve Zalimlerin Eline Düşmüş Sahipsiz/Devletsiz Küçücük, Minnacık Kelebekler ve Melekler Misali KIZ ÇOCUKLARI!..
Bu gün: "8 Mart Dünya Kadınlar Günü"
Tam da bu alçaklığın, rezillik, kalleşlik ve kepazeliğin; Merhametsiz İşkence ve mezalimin üstüne gitme; Masum ve Meleksi, biçare Kız Çocuklarını "Allah Rızası İçin ve İnsanlık Namına" kurtarma, gafil, mel'un, sapık ve zalimleri en ağır surette cezalandırma zamanıdır. HAYDİ, GERÇEK ANNE, BABA VE İNSANLAR İŞ BAŞINA!..
***
SEBEP SENSİN.
"SENİN SUSMAN VE ONLARA EVET DEMENDİR"
SENİN SUSMAN OLANLARA EVET DEMENDİR!.....
"Gazete, Sosyal Medya ve Ajanslardan Alıntıdır
(07.03.2019-eturkiyeyizbiz@googlegroups.com)"

* Bolu'da imam nikahıyla evlendirilen 11 yaşındaki kız çocuğunun sekiz aylık hamile olduğu ortaya çıktı.

* Samsun'da otomobil çarptı diye koma halinde hastaneye getirilen 14 yaşındaki kız çocuğunun, imam nikahlı eşi tarafından odunla dövüldüğü, sonra da kaza süsü vermek için motosikletle üzerinden geçildiği anlaşıldı.

* Ordu'da 13 yaşındayken para karşılığında evlendirilen kız çocuğu, sürekli dayak yediği 40 yaşındaki herifin evi terketmesi üzerine, kendi ailesi tarafından kabul edilmedi, henüz 17 yaşındayken üç çocuğuyla ortada kaldı.

* Gaziantep'te özel hastanede 18 yaşında birinin kimliğiyle doğum yaptırılan kız çocuğunun, aslında 12 yaşında olduğu tespit edildi.

* Adana'da 13 yaşındaki kız çocuğuna düğün yapıldı. Sakarya'da kuzeniyle evlendirilen 15 yaşındaki kız çocuğu, evden kaçıp polise sığındı.

* Tekirdağ'da bir noterin, 14 yaşındaki kızlarını evlendirmek isteyen ana-babaya muvafakatname verdiği belirlendi.

* Tokat'ta evlendirilen 12 yaşındaki kız çocuğunun dört aylık hamile olduğu anlaşıldı.

* Ağrı'da 16 yaşında evlendirilen kız çocuğu, işkence yapılmış, tuvalette eli kolu bağlanmış halde bulundu.

* İzmir'de 12 yaşında evlendirilen kız çocuğu, sezaryenle doğum yaptı.

* Adana'da imam nikahıyla evlendirilen 16 yaşındaki kız çocuğu, trenin önüne atladı.

* Korunması Gereken Çocuklar Sempozyumu'nda konuşan Gümüşhane Üniversitesi öğretim üyesi, bizzat yaşadığı hadiseyi anlattı, “yol kenarında bir kız çocuğunu kucağında bebeğiyle ağlarken gördüm, 16 yaşındayken evlendirilmiş, anne olmuş, bebeğinin eli yanmış, ne yapacağını bilmiyor, bebeğiyle birlikte ağlıyordu, aslında orada bir anne ağlamıyordu, iki çocuk ağlıyordu” dedi.

* Kayseri'de para karşılığında evlendirildiği herif tarafından sokağa atılan, kamyonet kasasında yaşayan 15 yaşındaki kız çocuğu, av tüfeğiyle canına kıydı.

* Konya'da 16 yaşındayken evlendirilen kız çocuğu, inşaatın yedinci katından atladı.

* Siirt'te dünyaya geldi, ismi Kader'di, 12 yaşında evlendirildi, 13 yaşında anne oldu, 14 yaşında canına kıydı, adı üstünde kaderi böyleymiş denildi, geçildi.

* 12 yaşındayken iki bilezik karşılığında 40 yaşındaki evli herife kuma verildiği ortaya çıkan kız çocuğu “yanına yatmaya korkardım, bana oyuncak almayınca ağlardım” dedi.

* 11 yaşındayken 40 yaşındaki herifle evlendirilen kız çocuğu “çocuk doğuramıyor diye dövüldüğünü, üç dört sene kaynanasının koynunda yattığını” söyledi.

* 30 yaşında biriyle evlendirilen 13 yaşındaki kız çocuğu, seneler sonra gazete röportajında anlattı: “İlk gece beni tek başıma odaya soktular, korkudan bayıldım, kolonya verdiler, evlendirildiğim kişi odaya geldi, ‘hadi gel seninle evcilik oyunu oynayalım' dedi, bu cümleyi hayatım boyunca unutmayacağım…”

* 12 yaşındayken okulundan alınıp, başlık parası karşılığında 50 yaşındaki herifin koynuna sokulduğu anlaşılan kız çocuğu “derslerim çok iyiydi, rüyamda sürekli mezun olduğumu, diploma aldığımı görüyorum” dedi.

* Henüz 14 yaşındayken 10 bin lira karşılığında, beş çocuk, dokuz torun sahibi 70 yaşındaki herife verilen kız çocuğu, seneler sonra bu konuda araştırma yapan üniversite ekibine anlattı, “annemi asla affetmeyeceğim, hayatımı değiştirme imkanım olsaydı, en önce babamı değiştirirdim” dedi.

**** Akp hükümeti, işte bu sapıklara af kanunu çıkarmaya çalışmıştı.

Geceyarısı sessiz sedasız meclisten geçirirken muhalefet partilerine yakalanan adalet bakanımız “bunlar tecavüzcü değil, cinsel istismar suçunu zorla işlemiş kişiler değil, tamamen ailelerin ve küçüğün de rızasıyla yapılmış işler” demişti.

Adalet bakanımızın “küçüğün de rızasıyla yapılmış işler” dediği işler, işte bu işlerdi!

Ve bu işler… Sadece ahlaksız babalar, utanmaz dünürler, sapık damatlarla yapılmıyordu. İmamlarla yapılıyordu.

Çünkü, imamlar nikah kıyıyor, imamlar onaylıyordu.

Babalar istedikleri kadar ahlaksız olsun, dünürler istedikleri kadar utanmaz olsun… İmamlar rıza göstermese, bu insanlık suçu işlenemezdi.

İmamlar, nikahını kıy diye kendilerine getirilen kız çocuklarını polise, jandarmaya, savcıya bildirse, bu talihsiz kız çocukları, babaları hatta dedeleri yaşındaki sapıkların yatağına sokulamazdı.

İmamlar, bu işlerin olmazsa olmazıydı.

Sapıklara af kanunu çıkarmayı başaramayan hükümetimiz ne yaptı?
İmamlara resmi nikah kıyma yetkisi verdi.

Ve, İstanbul'da ortaya çıktı… Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne son beş ayda 15 yaşından küçük 115 hamile çocuk getirilmiş, polise bildirilmemiş, basına yansıyana kadar soruşturma bile açılmamış, üstü örtülmüş, sırf bu hastaneye yılda 500'ün üzerinde hamile çocuk getiriliyormuş.

Bu ‘milli utanç' vesilesiyle tekrar soruyorum…
Bu çocuklara imam nikahını kimler kıydı?
Bu çocukların sapık heriflerin koynuna sokulmasına kimler dinimiz adına onay verdi?

Sayın hükümetimiz tarafından resmi nikah kıyma yetkisi verilen imamlar olmasa, Türkiye bu dünya çapındaki ‘hamile çocuklar' utancını yaşar mıydı?

BENCE ÇÖZÜM:
16 yıl bütün ihaleleri yandaşlara verdiniz
16 yıl hep yandaşların borçlarını sildiniz
16 yıl hep yandaşları işe aldınız
16 yıl yapılan her işten komisyon alıp cebinizi doldurdunuz.
Beka sorunumuz yok ama sizlerin ikbal ve istikbal endişesi var.
UYANMAK YETMEZ, UYANDIRMAK DA LAZIM.
DİN İMAN SOSLU YALANLA TALANA DEVAM EDİLİRSE, ORTADA RİYAKAR VE SAHTEKAR DOLANDIRICILAR VE ŞARLATANLARDAN BAŞKASI KALMAZ.
OKUMUŞ VE OKUMAMIŞ CAHİLLERE GÖRE SÖZÜM YOKTUR.
ETKİ AJANLARIYLA DA MUHATAP DEĞİLİM.
SÖZÜM "DÜRÜST, MAKUL, ORTA ZEKALI" VE MÜSTEMLEKE MÜLTEZİMLERİNCE UYGULANAN SOSYO-EKONOMİK POLİTİKALARLA FAKİRLEŞTİRİP AKLINI, HAYSİYET VE ŞEREFİNİ, KİMLİK VE KİŞİLİĞİNİ HALA KAYBETTİREMEDİĞİ KİMSELEREDİR

4 Mart 2019 Pazartesi

Her Gün 10 Dakika NUTUK-"LÜTFEN!.. Bu link'e tık'layın ve toplam 136 video'ya ulaşın" ULUSAL HABER & ULUSAL AJANS

cengiz7 ay önce: Hocam sen bi harikasın. Teşekkürler

T.C Sahra Gözde Gezgin7 ay önce: Canım Atam. Senden senin eserlerinden ve senin çizdiğin yoldan geri dönersem benim canım çıksın. Bunu başarmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecek. Ölümüne senin yolundan gideceğim. Ölümüne Kemalist'im. Evelallah.

Senem Senem7 ay önce: Hoş geldin ölümsüz yüce insan.😁♥️🇹🇷

MiLaReSoL7 ay önce: harikasın...

all oz7 ay önce: YÜCE ATAM; ne güclü bir ülke kurmuşsun ki, hala yıkılmadan ayakta...

Gürsel Tunç7 ay önce#BüyükBaşkomutanATATÜRK

T.C Sahra Gözde Gezgin7 ay önce: Bu yeryüzünde Atamdan başka bir lider ve başka bir başkomutan yoktur. Bunun aksini söyleyenler sadece ve sadece kendilerini kandırırlar. Bu arada çok güzel düşünmüşsünüz Erhan Bey. Lütfen devam edin ve bana kalırsa 10 dakika yetmez.Sizden ricam biraz daha uzun süreli olsun. Sevgilerimle.

Gülcan Atalay7 ay önce: binlerce teşekkürler iyi ki varsınız Mustafa ile dinleyeceğim hemde defalarca çok duygulandım ağlaya bilirim sağolun

Sevda Karagöz7 ay önce: yüreğinize gönlünüze sağlık aydınlığın sesi iyi ki varsınız

11 Ocak 2019 Cuma

CİLT-I MİLLÎ MÜCADELE’YE GİDİŞ CİLT-II MİLLÎ MÜCADELE’YE GİDİŞ * MİLLÎ MÜCADELE’YE GİRİŞ CİLT-III MİLLÎ MÜCADELE’YE GİRİŞ * MİLLÎ MÜCADELE (Gönderen: Emine Gürsoy Naskali (BAYAR)


CİLT-I MİLLÎ MÜCADELE’YE GİDİŞ

CİLT-II MİLLÎ MÜCADELE’YE GİDİŞ 
* MİLLÎ MÜCADELE’YE GİRİŞ

CİLT-III MİLLÎ MÜCADELE’YE GİRİŞ 
* MİLLÎ MÜCADELE

“Atatürk’ün mutad sofrasında bulunuyordum. O akşam davetlilerin sayısı azdı. Ancak beş altı arkadaştık. Büyük adam hayatından bahsediyordu. Biz de vecd içinde kendisini dinliyorduk. Birden sustu, hepimizi ayrı ayrı süzdü. ‘Arkadaşlar, beni ilk gördüğünüz zaman hakkımda nasıl bir fikir edindiniz, anlatır mısınız?’ dedi ve bakışlarını benim üzerimde topladı. Anladım ki, önce benim konuşmamı istiyordu.” Celâl Bayar, o akşam, Millî Mücadele’nin ilk yıllarında Atatürk’le tanışmalarını, Atatürk’ün kendisinde bıraktığı ilk tesiri samimiyetle kısaca anlatır ve şöyle devam eder: “İçimden gelen samimi ve gerçek sözlerim, çelik gibi sağlam bir iradeye sahip olan büyük adamın tevazu duygusuna dokunmuş olmalı ki hafif bir sesle ve çekingen bir edâ ile sordu: – Bunları yazdınız mı? – Hayır. – Rica ederim, yazınız. O zaman bu, benim için bir emirdi. Nur içinde yatsın, irtihalinden sonra bir vasiyet olmuştu. Bunun içindir ki bu kitabı yazmaya başladım ve Ben de Yazdım adını verdim. Ben de Yazdım kitabı Mütareke’den bu yana, Millî Mücadele’yi, Büyük Millet Meclisi’ni ve Hükümeti’ni, Cumhuriyet’in ilk devirlerini, Atatürk’ü ve devrimlerini bütün yönleriyle ele alacaktır. Celâl Bayar”

Elinizdeki eser, Baha Matbaası tarafından 1967-1972 yılları arasında 8 cilt olarak yapılan baskı esas alınıp 3 cilt halinde düzenlenerek yayıma hazırlanmıştır. Kitabın kaynakçası ve dizini dışında, metne müdahalede bulunulmamıştır.

Yılı: 2019
ISBN : 9786052956465
Genişlik: 16,5
Yükseklik: 23,5
Sayfa Sayısı: 2768
"Celâl Bayar" Kitapları Bu yazarın tüm kitapları için tıklayınız.

24 Aralık 2018 Pazartesi

GÜMÜŞLÜK MELEĞİ isimli kitaba dair… "İSMAİL GÜNER" -Benzer Yazılar: “Kuantumun Gücü” isimli kitaba dair...

GÜMÜŞLÜK MELEĞİ isimli kitaba dair…
İsmail Güner

Sevgili Serpil Ciritci’nin GÜMÜŞLÜK MELEĞİ isimli kitabını bir solukta okudum:
Benzer Yazılar:
“Kuantumun Gücü” isimli kitaba dair...
Kuantum Yaşam Koçluğu Uzmanı ve aynı zamanda bir ressam, karikatürist, şair ve yazar olan Ciritci, kişisel gelişim yolculuğunda yaşadıklarından yola çıkarak yazdığı GÜMÜŞLÜK MELEĞİ adlı romandaki olayları anlatırken; karakterleri daha belirgin kılan anlatım imgesiyle, okuyucuyu yer yer hüzünlü, sevgi ve naiflik kokan etkileyici bir üslupla çok ustaca kaleme almış…
Hayatın temelinin sevgiye dayandığının altını çizen yazar, kuantum dokunuşuyla aşk hikâyelerini işleyerek bir bütünleşme örneği sergiliyor âdeta...
O, hayatın her hâlini yaşamış ve hayatın zorlu yaşamından öğrenmiş bir insandır.
Bir yazarı yok edebilecek tek şey ölümdür…
Lakin ölümün yok edemediği tek şeyse, bir yazarın yazdığı iyi bir yazıyı veya eseri yok edemez.
O, bir seher yıldızı... her seher vaktinde insana yeni güne yeni bir yaşamı muştular.
Yüreğinin derinliğine insan öğesini koymuş olan Serpil Ciritçi, İstanbul, Adana ve Bodrum/Gümüşlük üçgeninde geçen, yer yer hüzünlü, aşkı sevdayı, sevgiyi anlatan bu kitap, aşk acısını derin yansıtmış.
Yazar, yazmış olduğu GÜMÜŞLÜK MELEĞİ isimli romanında kuantum dokunuşlar yaparak, çağların acı sevdaları olan Mem û Zîn, Leyla ile Mecnun, Şirin ile Ferhat’ların dermansız aşklarını iyileştirebileceğini gösteriyor adeta bize…
Yüreğinin derinliğine insan sevgisini koymuş olan sevgili Serpil Ciritçi, bu eseriyle; çağımızın insan ilişkilerini hakikatsel bir özle buluşturan denge unsuru derinliği; evrensel bilinçaltı ile işlemiş…
Ayrıca, Ekim 2018 yılında kendisinden sertifikalı Kuantum Yaşam Koçluğu ve NLP eğitimi aldım.
O, işinin ehli olan bir insan…
İsmail GÜNER
17 Aralık 2018 / İsviçre
Serpil Ciritci’nin Web Sayfası: https://kuantumyasamakademisi.com/

14 Eylül 2018 Cuma

“Kuantumun Gücü” isimli kitaba dair... "YAZAR: Yaşam Koçu ve Kişisel Gelişim Uzamanı Serpil Ciritci" - Uzun yıllar kamu ve özel şirketlerde görev aldıktan sonra insanlara duyduğu sonsuz ve koşulsuz sevgiyle bir terapist ve yaşam koçu olarak eğitimlerini tamamlayan ve aynı zamanda bir ressam, karikatürist, şair ve yazar olan Ciritci, Kuantum Felsefesini sade belirgin bir dille okuyucuya aktarıyor...

“Kuantumun Gücü” isimli kitaba dair...
İsmail GÜNER

Gözlemlediğim kadarıyla Batı fizikçilerinin kuantum felsefesi; çoğunlukla dağınık bilgi üzerine kurulu...

Fakat Kuantum Yaşam Koçu ve Kişisel Gelişim Uzamanı Sevgili Bilge’m Serpil Ciritci’nin “Kuantumun Gücü” isimli kitabını bir solukta okudum:

Uzun yıllar kamu ve özel şirketlerde görev aldıktan sonra insanlara duyduğu sonsuz ve koşulsuz sevgiyle bir terapist ve yaşam koçu olarak eğitimlerini tamamlayan ve aynı zamanda bir ressam, karikatürist, şair ve yazar olan Ciritci, Kuantum Felsefesini sade belirgin bir dille okuyucuya aktarıyor...

Düşünün ki; bir insan kitaptaki bütün bilgileri olduğu gibi -hem seminerlerinde hem de görsel medyada- nasıl aktarabilir?

İşte Sayın Ciritci, bu olmazı oldurur yapan; kültürlü bir şahsiyet olma erdeminin zirvesini tırmanmıştır.

Ayrıca her ne kadar Kuantum Yaşam Koçluğu ve Kişisel Gelişim Uzmanlığı birinci derece önceliği olsa da; dünyayı yöneten 21.yy kapitalizminin yerini almaya çalışan iktisatçı planlamacılarına yön verecek akademik olgunluğuna erişmiş düzeyde olduğunu öngörmekteyim...

Bu şaheseri okuduğunuzda bilinciniz gittikçe yükselir... bakışınız... anlayışınız değişir ve derinleşir.

Açıkçası her cümlesindeki tüm kelimelerin; zihninden çok yüreğinden özenle aktığını göreceksiniz.

Evet, yine kesinlikle söyleyebilirim ki; bu eser hayatınızı anlamlı kılmak için elinize sihirli bir değnek veriyor!

Hâsılıkelâm

Hâsılıkelâm O’nun sözleri üzerine söz söylemek haddime değil!
Eserinin önsözündeki şu pasajı alıntılayarak buraya alıp sözü kendisine bırakıyorum:

“Bir kişisel gelişim uzmanı, yaşam koçu ya da psikolog sizi, bu pazaryerinde dolanırken karşılaştığınız kargaşadan çekip alabilir. İzleyeceğiniz yolun işaret direklerini dikerek o yolda size arkadaşlık edebilir. Ancak unutulmaması gereken nokta şudur ki; o yolu yürümesi gereken sizsiniz. Kuyudayken size bir ip atılmıştır; ama o ipi tutması ve tırmanması gereken yine sizsiniz. Hiçbir insan sizin yerinize bunu yapamaz. Bir konuda bilgi ya da yardım almak istiyorsanız mutlaka araştırın. Yaptığı işe zaman ve emek vermiş olanları seçin. Diğer türlüsü kafanızı karıştırmaktan başka işe yaramaz.

Klasik bir kişisel gelişim kitabı okumayacaksınız. A’dan Z’ye Kuantum Felsefesini ve bu konunun kapsadığı her başlığı belli bir en kolay anlayabileceğiniz bir sıralamayla okuyacak ve kitabı bitirdiğinizde puzzle’daki en büyük parçayı yerine yerleştirmiş olacaksınız. Bu kitabı yazmaktaki amacım elinizdeki parçaları koyacağınız yerlere bir nebze de olsa ışık tutabilmek. Bu nedenledir ki şu andan itibaren bu konulara dair okuyacağınız her kitap, sizin için çok daha anlaşılır ve net olacak. Hatta ne tür kitaplar okuyacağınıza dair ciddi bir anlayış bile geliştirmiş olacaksınız.”

Evet, ben de bilinçaltı gücü ile ilgili araştırma yaparken sevgili Bilge’m Serpil Ciritci’nin kendisiyle karşılaştım. İyi ki de karşılaşmışım; biyolojik bilgisayarıma yeni bir enerji formatı attı ve ne kadar çoğaldım bilemezsiniz...

5 Ağustos 2018 / İsviçre
İsmail GÜNER
Sosyal medya hesapları;
YouTube,
Facebook,
Instagram
Kişisel Web Sayfası: https://kuantumyasamakademisi.com/