22 Eylül 2019 Pazar

Alzheimer, hafızanın yavaş yavaş kaybolduğu bir hastalıktır.


ALZHEİMER, HAFIZANIN YAVAŞ YAVAŞ KAYBOLDUĞU BİR HASTALIKTIR.


Sevgili okurlar; bazen hiç ummadığmız bir anda, ummadığımız mucizelerle karşılaşabiliriz. Çok basit bir tedavi, çok önemli bir hastalığın iyileşmesine sebep olabilir.
İşte bizim de elimize geçen bir bilgiyi sizinle paşlaşmak istedik. Yaşanmış bir olayı anlatarak, basit bir olayla son yüzyılın baş belası olan unutkanlık ve Alzheimer hastalığı ile ilgili bir anıyı siz okuyucuların bilgisine sunuyoruz.

“Alzheimer, hafızanın yavaş yavaş kaybolduğu bir hastalıktır.
Bir zamanlar, erkek ya da kadın anılarını tamamen kaybetti.
Lütfen dikkatlice okuyunuz.  
Kendiniz ya da ailenizdeki biri bu hastalığa yakalanıyor olabilir.
İnsan fiziği her gün bir yaş daha yaşlanır. 50 yaşından sonra pek çok hastalık ortaya çıkabilir
Son yüz yılın en çok endişelendirdiği hastalık ise ALZHEİMER hastalığıdır.
Sadece kendime bakamayacağım, aile üyelerine de pek çok inconininens olacaktı.
Bir gün oğlum eve geldi ve bana ir doktor arkadaşının ona dilini kullanarak bir egzersiz öğrettiğini söyledi.
Dil alıştırması ALZHEİMER’in başlangıcını azaltmak için etkilidir ve ayrıca azaltmak/iyileştirmek için de faydalıdır.
1-    Vücut ağırlığı,
2-    Hipertansiyon
3-    Beyindeki Kan Pıhtısı
4-    Astım,
5-    Uzak görüşlülük,
6-    Kulak sesi,
7-    Boğaz enfeksiyonu,
8-    Omuz/Boyun enfeksiyonu,
9-    Uykusuzluk
Bunlara yararlı olabilecek çok basit hareket ve öğrenmesi de kolay bir ekzersiz.
Her sabah yatağınızdan kalkarken de aniden kalkmayın. İlk önce yatağınıza oturun, birkaç dakika sonra kalkın ve yüzünüzü yıkamaya gittiğinizde, aynanın karşısında, aşağıdaki gibi egzersiz yapın:

 
A-Ağzınızdan dilinizi dışarı doğru uzatın ve 10 kez sağa, sonra sola doğru hareket ettirin.

Dilimi  her gün bu şekilde kullanmaya başladığımdan beri, beynimde kalıcılığım düzeldi.
Unutkanlığım yavaş yavaş azaldı.
Aklım açık ve tazeydi ve başka gelişmeler de oldu.
1.     Uzak görüşlülük az.
2.     Hiçbir doğruluk yok.
3.     İyileştirilmiş sağlık.
4.     Daha iyi sindirim.
5.     Daha az grip/soğuk
Ben daha güçlü ve daha çevikim. “
Dil alıştırması Alzheimer’in kontrolüne ve önlenmesine yardımcı olurmuş.
Tıbbi araştırmalar dilin BIG Beyin ile bağlantısı olduğunu bulmuş.
Vücudumuz yaşlanıp zayıfladığında ortaya çıkan ilk işaret dilimizin sertleşmesi ve sık sık kendimizi ısırmaya meyilli olduğumuzdur.
Dil ile sık sık yapılan egzersiz hareketi beyni uyaracak, düşüncelerimizin küçülmesini engellemeye yardımcı olacak ve böylece daha sağlıklı bir vücuda ulaşacakmışız.
Cit-Senior Citizens.  Diyor ki: “Bu hareketi mutlaka yapın ve etrafınızdaki kişilere de iletin. Ben kendimi iyileştirdim, umarım başkaları da iyileşebilir. “
Denemekte yarar var. Çünkü ilaç almıyoruz. Herhangi bir yan etkisi yok.
Kendi dilimiz, kendi isteğimizle yapacağımız bir egzersiz.
Neden denemeyelim. Neden denemeyelim.
Mutlaka bir faydası olabilir.
Sağlıklı günler sizlerin olsun.


Alzheimer Hastalığı Nedir?
Alzheimer Hastalığı
Alzheimer hastalığı (Alzaymır okunur) ileri yaşın bir hastalığı olup, beynin bazı bölümlerinin zaman içinde giderek hasarlanması sonucu, başta bellek olmak üzere tüm entelektüel faaliyetler, günlük işlevler ve davranışlarda bozulma ile kendini gösteren bir hastalıktır.
Alzheimer hastalığı yaşlılık dönemine ait bir hastalıktır ve hastalığa sahip kişilerin sayısı da gün geçtikçe artmaktadır. Bunun nedeni dünya nüfusunun giderek yaşlanmasıdır.
Yaşlı nüfusun artışının en önemli nedeni, genç nüfusun giderek azalması ve ölümlere sıklıkla yol açan kardiyovasküler hastalıklar, kanser gibi hastalıklara karşı geliştirilen korunma yöntemlerinin de yaşam süresini uzatmada başarılı olmasıdır.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında, 1950’li yıllarda Amerika ve Avrupa’da doğurganlık hızında bir artış gözlenmiş olup, buna “bebek patlaması” (baby boom) adı verilmiştir. Öncekilerden çok daha kalabalık olan bu kuşak, büyüyüp yetişkin olunca daha az sayıda çocuk yapmış, nüfus 2000’lerden itibaren daha önce hiç görülmemiş ölçüde yaşlanmaya başlamıştır.
Şu anda, dünya genelinde 40 milyona yakın Alzheimer hastası olduğunu bilinirken, 2050 yılında bu sayının 115 milyona ulaşacağı tahmin edilmektedir. Türkiye'de ise halen 600 bin ile 1 milyon arası hasta bulunduğuna ait bir tahmin yürütülürken, 2050 yılında Türkiye’nin dünyada en fazla Alzheimer hastasına sahip 4. ülke olacağı düşünülmektedir.
Hastalığa ilişkin farkındalık çalışmaları sayesinde erken tanı konulması, böylelikle hastalığın erken evrede kontrol altına alınması önem taşımaktadır. Bu durum Alzheimer hastaları kadar hasta yakınlarının da yaşam kalitesini arttırırken, hastalığa ait tedavi masraflarını da azaltmaktadır.

Alzheimer Hastalığının Tarihçesi

Hastalığı ilk tanımlayan, Alois Alzheimer isimli Alman nöropsikiyatristidir. 1902 yılında, 51 yaşındaki Auguste Deter isimli hasta, eşi tarafından ilerleyici unutkanlık ve davranış bozukluğu nedeniyle Dr. Alzheimer’a getirilir. Hastayı muayene eden ve takip eden Dr. Alzheimer, 1906 yılında hastanın ölümünü takiben otopsi yapar.
Aldığı beyin örneklerinde hastanın korteksinde incelme, hücreler içinde ve çevresinde farklı birikimlere rastlar. Plak ve lif tanımlarını yapan Alzheimer’ın bu buluşu daha sonraki yıllarda tıp kongrelerinde sunulur ve Alzheimer hastalığı olarak bilinir.

Alzheimer Hastalığının Belirtileri

Alzheimer hastalığının belirtileri şu şekildedir:

Bellek Kaybı
Hastalığın en önemli ve ilk bulgusu unutkanlıktır. Alzheimer hastası yakın geçmişteki bilgi, kişi ve olayları unutur. Hastalık ilerledikçe kişi daha sık unutmaya başlar ve bu bilgileri hatırlayamaz.
Unutkanlık, hastalığın ilk dönemlerinde basit unutkanlıklar olarak başlar.
·         Anahtarını kaybetme
·         İsimleri unutma
·         Randevuları ihmal etme
·         Paranın üstünü almayı unutma
·         Yemeğin altını açık unutma
·         İlerleyen dönemlerde unutkanlığın derecesi giderek artar.
·         Evin yolunu, odaların nerede olduğunu karıştırma
·         Oğlunu babası, kızını annesi zannetme
·         Yemeklere tuz yerine şeker koyma
·         Parasını saklama ve bir daha bulamama
·         Günlük yaşam aktivitelerini yerine getirmede güçlük çekme
Hastalığın diğer önemli bir özelliği günlük yaşam aktivitelerinin bozulmasıdır. Hastaların çoğu günlük işlerini planlayamaz ve tamamlamakta güçlük çeker. Yemek pişirmek, giysi seçmek ya da telefonla konuşmak gibi basamaklı işleri yapmakta zorluk yaşamaya başlarlar.
Hasta geçmişte iyi yaptığı becerilerini kaybeder. Örgü öremez, çivi çakamaz, yemek yapamaz, enstrüman çalamaz, tuvalete gidemez, banyo yapamaz, yemek yiyemez. İdrar ve gaitasını altına veya evin değişik yerlerine yapar.

Psikiyatrik Bozukluklar ve Davranış Bozuklukları

Davranış ve psikiyatrik bulgular hastalığın ilk zamanlardan beri olsa da ileri dönemleri en çok sıkıntıya sokan durumudur.
Alzheimer hastalarının ruh halleri, nedensiz şekilde ani değişimler gösterebilir; çabuk ağlayabilir ya da içine kapanabilir, aniden ve ölçüsüz sinirlenebilirler. Uyumayan, sürekli hareketli, amaçsız gezinen, halüsinasyon gören, aynalarla konuşan, hiç durmadan yemek yiyen ya da hiçbir şekilde yemeyen, şüphecilik yapan, eşyalarını saklayan, bağıran kişiler haline gelirler.
Davranış bozuklukları hastaları onlara bakım verenlere en çok bağımlı kılan nedenler olarak sayılabilir.

Diğer Bulgular

Konuşma güçlükleri: Hastalar konuşurken kelimeleri bulmakta zorluk çekebilir ya da takılabilir. Kelimeler yerine tanımları kullanabilir. Bazen hastanın söylediklerini ya da yazdıkları anlamak güçleşebilir. Örneğin, tarak yerine, saçımı taramak için kullanırım diyebilir. Kalem yerine, kağıda onunla çizerim diyebilir. Yeni kelimeler üretebilir, masa yerine “sama” diyebilir.
Zaman ve mekan karıştırma: Alzheimer hastaları günleri, ayları ve kimi zaman mevsimi karıştırabilir.
Evinin çevresi gibi bildiği yerlerde kaybolabilir, nerede olduğunu unutabilir veya neden orda olduğunu hatırlayamayabilir. Alışveriş yaptığı dükkanları, her zaman gittiği camiyi, yıllardır çalıştığı işyerini, evinin odalarını, günü, saatleri, ayları karıştırmak en sık rastlanan bulgulardandır.
Görüntüleri algılama da karıştırmalar, yazıları okumada ve şekil algısında bozukluklar ortaya çıkar. Görüntüler daha önceden yaşanmış başka mekanlar ile karıştırılabilir. İnsanların yüzleri karıştırılabilir. Trafikte sorun yaşanabilir.
Değerlendirme ve karar vermede güçlük çekme: Yiyeceklerini, giyeceklerini seçme ve karar vermede zorluk yaşar. Kat kat giyinir ya da farklı renk çoraplar giyer.
Soyut düşünme becerisinde güçlük çekme: Atasözlerinin yorumlarını ve anlamlarını karıştırır. Örneğin, damlaya damlaya göl olur ne demek diye sorulduğunda, su çeşmeden akar akar ve bir kaba dolar diye cevap verir.
Eşyaları yanlış yerlere koyma; Alzheimer hastaları sıklıkla eşyalarını yanlış, alışılmadık yerlere koyabilirler. Örneğin, ayakkabıyı buzdolabına koyabilir, yumurtaları yatak altında saklayabilir.

DSM-V’e göre Alzheimer Tanısı

DSM-V (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders= Zihinsel Hastalıkların Tanı ve İstatistikleri El Kitabı) zihinsel hastalıkların tanı kriterlerinin güncelleştirildiği bir bilimsel alandır. Bilimsel ve en son kabul edilen veriler ışığında, DSM-V'e göre Alzheimer demansı tanısı konulabilmesi için şu şartlar olmalıdır.
1.   Karışık dikkat işlevlerinde bozulma
2.   Yürütücü fonksiyonlarda bozulması
3.   Öğrenme ve bellekte bozulma
4.   Lisan bozulması
5.   Algı bozukluğu
6.   Sosyal kognisyonda bozulma 

Dünya Alzheimer Derneği’ne Göre Alzheimer Tanısı

Dünya Alzheimer Derneği, kişilerin kendileri ya da yakınlarının Alzheimer hastalığına yakalanıp yakalanmadığını anlaması için bilinmesi gereken 10 belirtiyi yayınlamıştır. Bu belirtilerden bir veya birden fazlasına sahip olmak bu konu ile ilgili bir merkez ya da hekime başvurmak için gereklidir.
1.   Gündelik hayatı etkileyecek tarzda unutkanlık
2.   Planlama ve hesaplama da zorlanmak
3.   Daha önce sorunsuz yapılan görevleri yapamamak
4.   Zaman ve yerleri karıştırmak
5.   Görüntüleri algılama zorlanmak
6.   Konuşma ve anlamada zayıflamak
7.   Eşyaları kaybetmek ve bunlarla ilgili başkalarını suçlamak
8.   Yargılama ve karar vermede güçlük çekmek
9.   Sosyal aktivitelerden çekilmek
10.               Kişilik ve davranış değişiklikleri göstermek

Alzheimer Hastalığının Evreleri

2011 yılında yapılan çalışmalar ile hastalık evreleri şu şekilde tanımlanmaktadır.
1.   Evre 1: Dışarıdan normal (Klinik öncesi)
2.   Evre 2: Çok hafif bozukluk
3.   Evre 3: Hafif bozukluk
4.   Evre 4: Orta dereceli bozukluk
5.   Evre 5: Orta ciddi bozukluk
6.   Evre 6: Ciddi bozukluk
7.   Evre 7: Çok ciddi bozukluk
Evre 1, hastalığın hasta ve hekim tarafından bilinmesinden çok öncedir. Evre 2 ve 3 birleştirilerek hafif kognitif bozukluk olarak da tanımlanabilir.
Klinik öncesi dönem: Hastalığa ait hiç bir bulgunun olmadığı, bununla beraber beyin hasarlanmasının başladığı dönem klinik öncesi dönem olarak adlandırılır, bu dönemde hastalığı tanımak, muayene ile mümkün değildir. Bununla beraber biyobelirteçlerin ölçülmesi hastalığın var olup olmadığını kesin olarak gösterebilir.
Hafif kognitif bozukluk (HKB): İlk kez Peterson isimli araştırmacı tarafından tanımlanan bu dönem, hastanın kendi ya da yakını tarafından fark edilen unutkanlık yakınması olması, bellek ya da bellek dışı alanlardan birinde kayıp olması (beceri, lisan gibi), bununla beraber kişinin günlük hayatına sorunsuz devam etmesi olarak tanımlanır. Bu kişilerin daha sonraki yıllarda belirgin demans geliştirme riski %15’dir. Bazı araştırmacılar bu dönemi çok hafif kognitif bozukluk ve hafif kognitif bozukluk olarak ikiye de ayırabilmektedirler.
Alzheimer hastalığı, hastalık belirti ve bulgularının net olarak fark edildiği döneme verilen isimdir.
Erken-orta dönem: Hafif unutkanlık, kelimeleri hatırlayamama ve yeni şeyler öğrenememe, yorgunluk, sosyal hayattan çekilme, depresyon gibi belirtiler ile başlar.
Ciddi orta dönem: Hastanın günlük yaşam aktiviteleri gözle görülür şekilde bozulur. Yemek yapamaz, çatal kaşık kullanamaz, elbiselerini çıkarıp giyemez, tuvalet ve kişisel temizliğini yapamaz ve aksatır, evin ve evin içindeki odaların yolunu bulamaz.
Huzursuzluk ve öfke, kaybolmalar, motor yetilerde bozulma, sosyal ilişkilerin bozulması ve paranoya bu evrede sıklıkla görülür.
İleri ve ciddi ileri dönem: Bu evrede hastanın yaşamı için tam bağımlı hale gelmesi ile karakterizedir. Her hastanın bir hasta bakım vereni vardır.
Fiziksel problemler sıklıkla yaşanır. Mesane ve bağırsak kontrolünde, konuşma ya da basit emirlere uymada bozulma, hayal görme, duygusal bozukluk, farkındalık halinin kaybı ve sürekli dolanıp durmalara rastlanılabilir. Bu süreç; hastadan çok, bakımını üstlenen kişilerin problem yaşadığı evre olarak bilinir. Bu evrenin devam ettiği çok ciddi evrede hasta yatağa bağımlıdır.
Hastalıkta kullanılan ilaçlar bu dönemde de devam ettirilmelidir.
Alzheimer’ın kesin tedavisi olmasa da hem süreci yavaşlatmak hem de kimi belirtilerin şiddetini azaltmak mümkündür. Bunun için de erken ve doğru tanı büyük önem taşır.

Nedenleri 

Alzheimer hastalığının en önemli sebebi yaş faktörüdür. Genellikle 65 yaş üstü insanların en sık karşılaştığı hastalıklardan bir tanesidir. Alzheimer hastalığının bir diğer sebep ise cinsiyet faktörü olup kadınlarda daha sık rastlanmaktadır.
Bunun sebebi ise kadınların ortalama yaşam sürelerinin daha uzun olmasından ileri gelir. Düşük eğitim düzeyi, stres, depresyon, kafa travması diğer metabolik hastalıklar ve genetik faktörler Alzheimer hastalığı nedenleri arasında sayılabilir.

Alzheimer Nasıl Anlaşılır?

Alzheimer hastalığının ilk bulgusu unutkanlık şikayetidir. Doktorla hasta görüşmesi sonrasında yapılacak nöropskiyatrik testler hastalığın varlığı, yokluğu hangi tip demans olduğu Alzheimer ise hangi evrede olduğu hakkında bilgiler verir. Tüm bu bulgular hastalıkla ilgili kanıtlar ortaya koysa da görüntüleme yöntemleri ile Alzheimer tanısı daha net bir şekilde konulabilir.

Alzheimer Beyine Nasıl Etki Eder?

Demans hastalıklarının en önemli nedeni beyin hücrelerinin ve dokularının hasarlanmasıdır. Bu hasar hücreler arası haberleşmeyi imkansız kılar ve normal beyin işlevlerinin yeterince sağlıklı yapılamamasına neden olur.
Nöron adı verilen ve sayıları 100 milyarın üzerinde olan beyin hücreleri beyin dokularını oluşturur. Bu hücreler içten ve dıştan pek çok nedenden kötü etkilenebilir.
Beyin dokusu, her bir tarafı farklı fonksiyonlara sahip farklı alanlardan oluşur. Bu farklı alanlar bize düşünme, konuşma, beceri, planlama, öğrenme ve sosyal alanlara uygun davranma şansını verir.
Bu özel alanlara ait hücre ve dokuların hasar görmesi, özgün fonksiyonların da zaman içinde bozulmasına sebep olur. Demans hastalıklarının her biri, farklı beyin alanlarının etkilenmesinden sorumludur.
Örneğin, Alzheimer hastalığı, hipokampus adı verilen ve bellek sepeti olarak da bilinen alanı en sıklıkla etkileyen, o bölgedeki beyin hücreleri (nöron) içinde kötü birikim alanları (nörofibriller yumaklar) ve hücreler arası kötü protein birikimleri (amiloyid plaklar) ile karakterize bir durum yaratır.
Hücre içi ve hücreler arası bu kötü birikimler hücrelerin ve hücreler arası iletişimin bozulmasına ve dokuların küçülmesine (atrofi) yol açar ve hastalık belirtileri ortaya çıkar.
Hipokampus bölgesinin atrofisi Alzheimer hastalığının ilk ve en önemli belirtisi olan unutkanlık sürecini başlatır.

Alzheimer’dan Korunmak İçin Neler Yapılmalı?

Alzheimer'ın gelişmesine zemin hazırlayan risk faktörlerinin en önemlisi genetik yatkınlık. Ailede Alzheimer öyküsü ve hastalığın 40-60 yaş arasında başlaması genetik yatkınlığı düşündürüyor.
Yaş ilerledikçe hastalığın sıklığı artıyor. Örneğin, hastalığın 65 yaşın üzerinde her 10 yılda bir görülme oranı ikiye katlanıyor.
Hastalığın oluşma riskini artıran diğer faktörler ise; kafa travmaları, uzun süreli depresyon varlığı, kronik alkol kullanımı, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ve şeker hastalığı.

Alzheimer'dan Korunmak Mümkün mü ve Neler Yapılabilir?

Alzheimer’ın nedenleri kesin olarak bilinmediği gibi nasıl önleneceği ile ilgili kesin bilgi yok. Ancak bazı hayat tarzı düzenlemeleri hastalığın oluşma oranını azaltabiliyor.

Alzheimer'dan korunmak için;

·         Zihinsel ve fiziksel olarak aktif kalın, düzenli egzersiz yapın,
·         Tansiyonunuzu ve şekerinizi normal düzeyde tutun,
·         Sebze ve meyve tüketiminizi artırın. Akdeniz diyetini tercih edin,
·         Emniyet kemeri ve kask kullanarak kaza sonucu oluşabilecek kafa yaralanmalarına karşı korunun,
·         Alkol kullanıyorsanız bırakmayı ya da sınırlandırmayı deneyin, sigarayı bırakın.

En Sık Kimlerde Görülür?

Alzheimer hastalığının bir kişide görülmesini kolaylaştıran bazı durumlar vardır ki, bunlara risk nedenleri adı verilir. Alzheimer hastalığı için bilinen risk nedenleri şunlardır:
·         Yaş: Alzheimer hastalığı, sıklıkla 65 yaş üstündeki kişilerde ortaya çıkar. Hastalık 65 yaş üstü nüfusun % 5’inde görülürken, her 5 yılda bir hastalık görülme sıklığı 2 kat artar ve 80-85 yaşın üzerindeki her iki kişiden birinde hastalık görülebilir. Bununla beraber son yıllarda yapılan araştırmalar hastalığın fark edilmeden 20-30 yıl geride başladığını ve eğer araştırılırsa tanının 40 ve 50’li yaşlarda da konulabileceğini göstermektedir.
·         Cinsiyet: Kadınların ortalama yaşam süresi erkeklerden daha uzundur. Ortalama yaşam süresi dikkate alındığında, hastalığın kadınlarda daha sık görülmesi beklenen bir sonuçtur.
·         Depresyon
·         Geçirilen Hastalıklar: Kardiyovasküler hastalıklar, hiperlipidemi, diyabet, tiroid hastalıkları Alzheimer hastalığı için birer risk faktörü olarak sayılabilir.
·         Geçirilen Kafa Trawmaları
·         Eğitim: Düşük eğitim düzeyine sahip kişilerin hastalığa yakalanmaya eğilimi fazladır. Eğitim düzeyi yükseldikçe hastalığın görülme sıklığı azalır.
·         Kalıtım ve Genetik: Alzheimer hastalığının %25’i genetik ve ailevi bir özellik taşır. Hastalığa ait olduğu düşünülen pek çok gen ortaya konmuştur. Bu genler hastalıktaki beyin ve beyin hücresinin hasarlanmasına neden olan nörofibriller yumak ve amiloyid plakların oluşumunu da sağlar. Kromozom 19 tarafından hatalı kodlanma ile miktarı artan APOE4 epsilon 4 varlığı hastalığın varlığına ait ihtimali göstermek açısından değerli bir laboratuvar ölçümüdür.
·         Biyobelirteçler: Bugün Alzheimer tanısının hastalık çıkmadan 20-30 yıl öncesinde de saptanabileceğine ait bazı laboratuvar bulguları beyinde patolojik olarak biriken proteinlerin varlığını desteklemektedir. Abeta 42 ve tau proteinleri beyin omurilik sıvısından elde edilebilir. Bunlara biyobelirteç adı verilir.

24.06.2019 14:21 - ulusalhaber1945: ulusalhaber-ulusalajans.blogspot.com